İçeriğe geç

İşverenin Cinsiyet Ayrımcılığı

Duyulduğu zaman yahu hangi devirde yaşıyoruz, cinsiyet ayrımcılığı mı kaldı diyeceksiniz ? Kalmış efendim kalmış. Cinsiyetinize göre muamele gösteren zihniyet hala varlığını koruyor. Üstünlüğü akıllarda, karakterde ve iş ahlakında araması gereken işveren üstünlüğü kas gücünde aramış, şekilcilik yapmış ve insafsızlık yapmış.

Kadını erkeği olmaksızın iş hayatının çalışanları bu ülkenin direği. Çalışan, emek veren, üreten, iş bilen çok ama çok kıymetli. Bunun değerini bu insanları kaybedince anlamak yerine çalışırken bilmek gerek.

Özellikle bir kadının girip de güzelleştirmediği iş yok. Bunu samimiyetle söylüyoruz. Elbette işini iyi yapmayan kadınlar olabilir. Ama bu bir bütün olarak kadın figürünü suçlu çıkarmak ya da daha kötü muamele göstermeye neden olması sonucunu doğuramaz. İş hayatında net bir şekilde tek ayrım yapabilirsiniz. O da işini iyi yapan- işini iyi yapmayan.

Ancak maalesef kadınların ekonomik hayatta yaşadıkları sorunlar ve ayrımcılıklar o kadar fazla ki hayret edersiniz. En basitinden dünyanın en değerli olayı olan doğum olayının başkahramanı olan anne rolüne iş hayatında çok acımasız davranışlara şahit oluyoruz. Sırf hamile olduğu için işten çıkarılmaya çalışılan, işten çıkmaya zorlanan ve daha da ötesi sen kadınsın şimdi hamile falan kalırsın diye işe alınmayan binler/on binler var. Konu uzun olayın hukuki boyutuna gelelim.

Önce hikayeyi kısaca verelim ;

Bir iş yerinde devereci olarak çalışan kadın işçimiz aynı işi yapmasına rağmen, aynı sürelerle hatta daha da fazla çalışmasına rağmen, performansında hiçbir sıkıntı yokken maaş zamanı bir şok yaşıyor. Aynı durumdaki erkek işçilere verilen zam ile kendisine uygulanan zam arasında fark var. Bana nasıl daha az zam yapılırın cevabı ise maalesef kadın oluşu. Evet başka gerekçe yok. Kadın diye daha az zam yapılıyor, daha az ücret ödeniyor. Her şey aynı, aynı eziyete katlan dur, sonuç e sen kadınsın senin emeğin bu sebeple daha ucuz. Elbette her onurlu insanın yapması gerektiği gibi söz konusu işçimiz de bu ayrımcılığın karşısında duruyor ve dava açıyor.

En son Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/16279 E.  , 2020/10415 K. Sayılı kararında oldukça muhteşem bir şekilde ders vererek güzel bir karara imza atıyor.Buna göre

“………Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, iş hukuku bakımından işverene işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama borcu yüklemektedir. Bu bakımdan işverenin yönetim hakkı sınırlandırılmış durumdadır. Başka bir ifadeyle işverenin ayrım yapma yasağı işyerinde çalışan işçiler arasında keyfi biçimde ayrım yapılmasını yasaklamaktadır. Bununla birlikte eşit davranma borcu tüm işçilerin hiçbir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmeyip, eşit durumdaki işçilerin farklı işleme tabi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir.

“Eşitlik İlkesi” en temel anlamda T.C. Anayasasının 10 uncu ve 55 inci maddelerinde ifade edilmiş, 10 uncu maddede “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” kuralına yer verilmiştir. 55 inci maddenin kenar başlığı ise “Ücrette Adalet Sağlanması” şeklindedir. Bundan başka eşit davranma ilkesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Ekonomik Topluluğu Andlaşması, Uluslararası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye Kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu sistematiğinde, eşit davranma borcu, işverenin genel anlamda borçları arasında yerini almıştır.

Buna karşın eşitlik ilkesini düzenleyen 5 inci maddede, her durumda mutlak bir eşit davranma borcu düzenlenmiş değildir. Belli bazı durumlarda işverenin eşit davranma borcunun varlığından söz edilmiştir. Dairemiz kararlarında “ esaslı nedenler olmadıkça” ve “biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça” bu yükümlülüğün bulunmadığı vurgulanmıştır.

Dosya kapsamına göre davacı işçiye işyerinde çalışan diğer deverecilere kıyasla daha az ücret ödendiği konusunda tartışma yoktur. Dosya içeriği ve özellikle davalı işveren tanıklarının anlatımlarından, davacının işyerinde başarılı bir işçi olduğu, diğer devereciler hangi işi yapıyorlarsa davacının da aynı işi yaptığı, yeteneğinde veya performansında hiç bir yetersizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacı cinsiyet ayrımcılığı yönündeki iddiasını kanıtlayamamış ise de işverenin eşit işe eşit ücret ödememesi eşit işlem borcunun ihlali niteliğindedir ve ayrımcılık tazminatının koşulları oluşmuştur. Mahkemece davacının çalışma süresi de dikkate alınarak, anlan yasanın 5. maddesi kapsamında ayrımcılık tazminatına hükmedilmesi gerekirken tazminat talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır……”

Bizim notumuz

Karar güzel karar. Üst mahkeme ayrımcılığa-eşitsizliğe karşı gereken adaleti sağlamış.  Ülkemizde yargı sistemi çoğu zaman eleştirsek de, iş yükünün çoğunluğundan dert yakınsak da, sürelerin uzun oluşu canımızı çok sıksa da adil karar veren hâkimlere/mahkemelere/dairelere hakkını teslim etmek gerek. Adil kararı görünce yüreklere su serpiliyor. Adil kararlar sayesinde kamu vicdanı rahat nefesler alıyor. Geleceğe umutla bakmamıza sebep oluyor. Ayrıca adalet Cuma hutbelerinin son kısmında çok duymuşsunuzdur ki Allah’ ın da emrettiği ilk şey. Cenabı Hak önce adaleti sonra iyiliği /akrabaya yakın olmayı ve kötülükten sakınmayı emrediyor. Önce adalet önce adalet! İnsan olduğumuz için kıymetliyiz, kadını erkeği demeden böyle bakalım.

Gaziantep Barosu Avukatı

Avukat Ali Tümbaş

Makalemizi Oylar Mısınız? post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Avukat Ali Tümbaş

Fatih, Fevzi Çakmak Blv. No:139, 27080 Şehitkamil/Gaziantep

WharsApp
Avukat Ali Tümbaş
Merhaba ben Avukat Ali Tümbaş, Size nasıl yardımcı olabilirim?
Call Now Button